10 Mart 2026 Salı

Bir söz bir yorum: Düşünceler ve Eylemler

 "Dile getirirken hapsettiğim her düşünceyi, eylemlerimle özgür kılmalıyım." -Halil Cibran

Düşünceler, fikirler zihin ve söylem düzeyinde. Yani soyut düzeyde ve hayata geçmiş olmuyor. Ne zaman ki somutlaşır o zaman işte hayata geçmiş oluyor. 

İyilik hakkında konuşmak, tanımlamak, uzun nutuklar atmak sizi iyi bir insan yapmaz. İyi bir insan olmak için iyilik yapıyor olmalısınız. Sözün değeri daha düşük uygulamaya göre. İyilik yapar olmak, iyilik bilir olmaktan daha iyidir.

Fikirler, düşünceler dile gelirken onların hapsedilmesi konusu var. Bunun hakkında neler söylenebilir? Düşüncelerin zihin dünyasına yani soyut aleme hapsedildiğinden sözediliyor. Platondan bakarsak düşünceler idealar dünyasındadır. Eylemler ve varlıklar da o ideaların yansımalarıdır. İyilik fikri bir idea ve en mükemmel haliyle zihnimizde yada idealar dünyasında yaşıyor. Onu yeryüzüne indirmek istiyorsak eğer, bu da eylem ile olur. Zihnimizdeki mükemmeldiğinden çok şey kaybedecektir. Öncelikle madde ile buluşacak. 

Örneğin bir kişinin ihtiyacı olduğunu ve onu gidermek istediğimizi düşünelim. Bu düşünce ne kadar iyi ve mükemmel duruyor ilk bakışta. Bu kişinin ihtiyacı gıda olsun mesela. Biz gıda ihtiyacını nasıl bir seçenekle karşılayabiliriz. Kendimize aldığımız kalitede mi? Yoksa daha uygun muadilleri ile mi? Peki diyelim kendimize aldığımız kalitede aldık. Daha üst bir kalitede almadığız için kendimizi gerçek bir iyilik yapmış sayar mıyız? 

Maddesel düzleme girince düşünce nasılda mükemmellikten uzaklaştı. Zihin nasılda küçük hesaplar yapmaya başladı. Bir kişinin muhtaç olduğunu onun gururunu kırmadan nasıl öğrenir ve nasıl ona yardımda bulunursun? Bu konu da sözün eylemin mükemmellikten uzaklaştığının işareti. Bilgi lazım. Bilmeden yapınca iyilik edeceğim diye kırıp dökebilirsin. Ama ne olursa olsun eylem bu kadar maddesel ise de hala zihindeki düşünce ve söze dökülmüş kelimelerden daha üstün. İnsanın valığına dokunuyor. Bilgelik biliyor olmak ama sadece bilmenin yetmediği bir nokta.

11 Şubat 2026 Çarşamba

Bir söz bir yorum: Bilmek ve söylemek

 Her bildiğini söyleme, her söylediğini bil. -Clavdius

Bilmediğin bir şey söyleme. Biliyormuş gibi hissettiğin ama üzerinde derin düşünüp zaman harcamadığın fikirler hakkında ahkam kesme. Biz genelde bir kaç kere duyduğumuz bir kavramı bildiğimizi düşünürüz. O kavramı bilmek için daha çok okumak gerekir çoğu zaman. Üzerine konuşmak için o kavramı hayatımızda uygulamalıyız. Bunlardan sonra o kavram hakkında bildiklerimizi söylemek daha doğru olacaktır. Bilmek dediğimiz şey çok aşamalı. İnsanların birbirleri ile konuşarak anlaşmaları zor bir yöntem. Kelimeler ve kavramlar bir çok anlam barındırsa da insanlar o anlamları anlayamıyor. Bu nedenle de söylenen sözleri daha anlaşılır söylemek, teknik kavramlardan arındırmakta son derece önemli anlaşılmak açısından. Bilgi ile karşımızdakilerin bilmedikleri şeyler üzerinden üstünlük kurmaya çalışmak çok kötü bir yoldur. Kötü ahlaklı bir davranıştır. Üstünlük kurma, ayrıştırma amaç olmamalı. Amaç birliği sağlamak. Bütünlük olmalı. Bu birliğin sürdürülmesi için çalışılmalı.

10 Şubat 2026 Salı

Bir söz bir yorum: Kendini Okumak

Kitaplardan önce kendimizi okumaya çalışalım. -Mevlana

Kendini okumak; tabi ilk akla gelen "kendini tanı" kavramı. Bir diğer kendini okumak denince akla gelen ise kitaptan ilim öğrenildiği gibi, insan okunarak insan olma öğrenileceği. Fakat dışarda bir insanı okumak yani onu anlamaya, dinlemeye çalışmak ile insanın kendini anlayıp, dinlemesi arasında fark var. İnsan kendisi ile başbaşadır. Bir nevi kendi içinde mahkumdur. Zihni başka zihinlerdeki düşünceleri kendisinin ki gibi deneyimleyemez. Başka kişilerin zihinlerine giremeyiz. Yalnızca kendi zihinlerimizi deneyimliyoruz. Bu nedenle insan kendini okuyacak ise zihninde oluşan düşünceleri, hissettiği duyguları, enerjilenimlerini ve duyu organlarından gelen fiziksel hislerini ancak okuyabilir. Bir başkasının renkleri nasıl gördüğünü bile bilmiyoruz. Kendimize dönmemiz lazım. Dışarda bulabileceğimiz çok bir şey yok. Kimse kendi deneyimlerini yüzde yüz durulukta karşıya aktaramaz. Ancak yaşar. Bizimde kendi deneyimlerimizi yaşamamız lazım. Doğruya, iyiye ve güzele doğru değiştirip hissetmeliyiz. Bunlar bana nasıl hissettiriyor? Diye sormalıyız. Doğru, iyi ve güzel olmayan deneyimlerden doğru, iyi ve güzel hisler çıkmaz. 

16 Ağustos 2024 Cuma

Dünyayı Kurtarmaya Kararlılar

https://www.youtube.com/watch?v=nYM01NHAIkI

Bu iklim aktivisliğini anlayamıyorum. Ben de bu alanda azda olsa çalışmış biriyim. Küresel iklim değişimine karşı kötümserim. Bireysel olarak yapabileceğim şeyler devede kulak biti. İklimin düzelmesi için küresel şirketlerden insaf beklemek, sanki aç kurtlardan insaf edip kuzuyu yememesini beklemek gibi bir şey. Ben insanlıktan ümidimi kestim. Bence dünyadaki kaynakları tüketip yok olmalıyız. İnsan türü dünya üzerindeki kanser gibi. Dünya üzerinde milyon yıllar boyunca bu kaynaklar birikti. Biz yok olduktan sonraki milyon yıllar boyunca da kendini düzeltir. Dünyanın insanlara ihtiyacı yok. İnsanların dünyaya ihtiyacı var.

Dünyada insan kaynaklı olmayan yok oluşlar hiç yaşanmadı mı? Bence insana fazla ehemmiyet veriyoruz. İnsan gereksiz bir varlıktır. Bırakınız yesinler birbirlerini. İklim değişikliğine karşı mücadele için üremeyenler en doğru yolda bulunuyorlar. Biz dünyaya gelmiş gereksizler en iyi yapacağımız bu dünyaya fazla bağlanmamak.Dünya nimetlerinin tadına bakıp öleceğimiz günü beklememiz yeterli. Bu arada küresel dev şirketlerin ne işlerine yarayacaklarını bilmedikleri servetlerini büyütmelerine yardımcı oluruz. Olur biter. 

Marks'ın fikirlerine ihtiyacımız yok.Toprak anayı dinlememiz yeter. Felsefeymiş bilimmiş bunlar boş işler. Hayatın anlamı ateş başında birbirimize anlattığımız masallar. Gerçek alem orası. Orada iki kere iki hiç bir zaman dört etmez. Etmesine de ihtiyacımız yok. Bizim çerçeveleri çizilmiş kesinliklere hiç ihtiyacımız yok. Bizim fluluklara, muğlaklıklara ihtiyacımız var. Hem kim oluyoruz ki dünyayı kurtarıyoruz. Dünyanın bizim gibi sefil yaratıkların yardımına ihtiyacı olduğu vehmine nasıl kapılıyoruz. 

Vesselam. 

12 Aralık 2019 Perşembe

Sevgi satın alınabilir mi?

https://pinarhanpolat.com/genel/sevgi-satin-alinir-mi

Satın alınan şeyler kulağa ucuz ve bayağı geliyor. Sevgi satın alınırsa satın alınmış şey sevgi olur mu? Bu arada podcasti 2-3 kere dinledim. Podcast'te anlattığın konuya bir katkı veremeyeceğim. Sindirmem lazım önce. Onun için 3-5 kere daha dinlemem lazım. Ben başlığa karşı çağrışımsal bişeyler yazacağım.

Kendime sordum. Peki sevgi nasıl elde edilir? Hak edilir mi? Buna da çok emin değilim. Hak etmeden kazandığımız bir sevgi var. Örneğin ebeveynlerimizin sevgisi. Ne kadar kızsalarda darılsalarda sevgilerinden hiç şüphe duymayacağın kişilerdir. Sevgilerini hak etmek için çaba sarfetmene gerek yok. Onlar senin doğma anında itibaren seni sevmeye mecburlar.

Peki arkadaşlarının ve yakın dostlarının sevgisi. Burada sanırım çıkar var biraz. En ufak çıkar çatışmasında bu sevgi zedelenebiliyor. Nefrete yada ilgisizliğe dönüşebiliyor.

Aşktan doğan sevgi. Burada da bir karşılık yok gibi. Gerçek bir sevgi var. Ama arzuda var. Arzu genelde haz kaynaklı ve haz giderildikten sonra arzuda son bulabiliyor. Arzu sonlanınca sevgide sonlanır mı? Bilmiyorum.

Sevgi sadece insanlar arasında olan bir duygu da değil. Örneğin eşyalara duyulan sevgi de var. Arabaya, eve. Daha farklı sevgiler de var. Tuttuğun futbol takımı, memleket, bir müzik türü yada müzisyen, oyuncu gibi uzak şeylere de karşı sevgi besleyebiliyorsun. E peki bu sevgi ne menem bişey.

Bilmiyorum ama sevgi satın alınabilecek bişey olsaydı iyi olabilirdi. Bu karmaşanın içinde sevgi bulmak için deli danalar gibi bir o yana bir bu yana savrulup durmazdık. Sevginin karşılıksız olması bir ideal bir erdem. Çaba sarfetmek gerekiyor. Kolay bişey değil. Birini karşılıksız sevmek. İmkansız mı?

Sevgiler.

1 Şubat 2018 Perşembe

Mümkünat, Mükemmeliyet

Bu gün dinlediğim girişimci muhabbetinin yeni bölümünde* geçen bir cümle vardı. Bir askeri bakış açısı olduğunu belirtti söyleyen.

Özetle şunu diyordu akla ve mantığa yatkın bir konu herkes hemfikir olur bu konuda fakat cümle çok hoştu:

Önce mümkün olan olası şekliyle tamamla sonra mükemmel hale getir. Cümlesi cümlesine hatırlayamadım. Not etme imkanımda olmadı. Bir saatlik programı tekrar dinleyemeyeceğim. Fakat bende iyi bir etki yarattı.

http://www.girisimcimuhabbeti.com/bolumler/142-appsilon-ekibinden-bura-ile-elmas-uretimi-ve-muhendislik-odakli-giriimcilii-konutuk

31 Ocak 2018 Çarşamba

Mecburiyet ve Mümküniyet

521* podcast dinlerden Kadir Köymen'in vurguladığı konuydu. Benim de aradığım konuydu. Şuan yazılım konusunda mesafe kat etmeye çalışıyorum. Elimde bir iş var ve bunu bitirmem, çalışmam lazım. Motivasyon kelimesini kullanmak istemiyorum. Ama işi yapmaya soğukluk, işe karşı yorgunluk hissetmeye ve gereken konsantrasyonu sağlayamama sorunu oluştu.

Yapmam gereken işin mümkün olduğunu biliyorum. Yapabiliyorum. Öğreniyorum sorunları çözüyorum. Fakat bu işi bitirmeye mecbur olmam konusunu tam olarak düşünmemiştim. Bir işi yapmanın tek kuralı var o işi yapmaya mecbur olmak mecbur olmadığım hiç bir işi enerji korunumu yasası gereği olsa gerek yapamıyorum. Belki de yapmıyoruz.

Ne zaman ki birisi bunu yapmaya mecbur olduğumuzu hatırlatıyor. Bu müşteri olur patron olur her kim ise bir kamçı gibi kamçılıyor beni ve yapmamak için oluşan yorgunluklar ortadan kalkıyor.

Bu konu üzerine daha çok konuşup yazacağım. Bunu yapmam mümkün ve ben buna mecburum.

https://radyo521.com/bolum-58/

Bir söz bir yorum: Düşünceler ve Eylemler

 "Dile getirirken hapsettiğim her düşünceyi, eylemlerimle özgür kılmalıyım." -Halil Cibran Düşünceler, fikirler zihin ve söylem dü...