4 Aralık 2013 Çarşamba

Kendimin istiklal mahkemesi

Kendi aleyhime mahkeme kuracağım.
İstiklal mahkememin hakimi olacağım.
İdam kararını kendime okuyacağım.
Sehpaya tekmeyi kendim atacağım.

30 Kasım 2013 Cumartesi

mızrap ve saz

Mızrabın ıstırabıdır sazda ses.
Yukarı doğru vurursa sesi pes.
Aşağı inerse çınlar kulakta tiz.
Mızrabın durmasına derler es.

29 Mayıs 2013 Çarşamba

İşkembeden Rubai



Vakt-i kerahati olur mu? bugün ömrümün.
Bade tokuşturur, muhabbet eder miyiz.
Behemehal bendehanemde görmeliyim sizi,
Fevkalâde bahtiyar olmalıyız, dildarem.

28 Mayıs 2013 Salı

Aşk yorumum

Aşk ulaşılamaz birşey olmalı.
Eğer erişilebilir birşeyse o.
Olsa olsa tutkudur.
O da biticidir.
Aşık olduğun şey,
Aklına geldiğinde.
Hep aynı şeyleri hissetmelisin.
Zaman onu eskitememeli.

9 Mayıs 2013 Perşembe

Dindar ile Kindar

Bir gün bir bilge en sevdiği öğrencisine sorar:
- Bir dindar ile bir kindar arasındaki fark nedir?
Öğrencisi cevap vermek için biraz düşündükten sonra:
- Kindar yaptığı kötülükleri kinlendiği için yapar. Dindar ise din adına yapar, der.
Bilge bu cevap üzerine:
- Dindar ile kindar arasındaki fark. Kindar, yaptığı kötülüklerden pişman olma ihtimali vardır, fakat dindar yaptığı kötülüklerden asla pişman olmaz.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Seks nedir?

Bilim Kazanı
Yakın zamanlarda takip ettiğim "bilim kazan, biz kepçe" sloganına sahip bir podcast grubu var. İlker ve Aysu adında iki arkadaş tarafından seslendirilen "Bilim Kazanı" isimli podcast grubu. Biyoloji ağırlıklı bilim podcastleri paylaşan genç, dinamik ve esprili bir yayın.

İlker ve Aysu Harvard üniversitesinde genetik ve viroloji konusunda doktora yapmaktalar. Kendilerinin tabiri ile bilimin Robin Hood'luğunu yapıyorlar. Akademik camianın ilgilendiği konuları herkesin anlayacağı esprili bir uslupla bizlere ulaştırıyorlar.

Kendilerine teşekkürlerimi buradan sunarım.

Beşinci podcastleri olan "Seksin Evrimi" isimli podcasti dinlemenizi tavsiye ederim.

22 Nisan 2013 Pazartesi

Denizin şarkısı


Bu pazar büyükçekmece halk plajına denizi seyretmeye gittim. Hem biraz tefekkür ettim, hem de pipomun dumanını savurdum.

Denizin konseri vardı onu dinledim. Biraz da kaydettim. Sizinle de paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz.

Dinlemek için tıklayın.

16 Nisan 2013 Salı

Yazı yazmak

Yazı yazmak, dizlerimin üstünde.
Yazı yazmak, en uygun olmayan yerde.
Yazı yazmak, hayalimin ötesinde.
Yazı yazmak, karanlıktan aydınlığa.
Yazı yazmak, vaktim su gibi aktığında.
Yazı yazmak, her yanın ağrıdığında.
Yazı yazmak, sabah akşam her vakit.
Yazı yazmak, korktuğun anda.
Yazı yazmak, sevsen de sevmesen de.
Yazı yazmak, bilerek ve isteyerek.
Yazı yazmak, yok etmek savaşmak.
Yazı yazmak, günlük olağan.
Yazı yazmak, kanter içinde.
Yazı yazmak, şişmiş göz ve ellerle.
Yazı yazmak, dehşet içinde.
Yazı yazmak, çok mutluyken.
Yazı yazmak, kıskançlıktan dolayı.
Yazı yazmak, hiç bilmeden, anlamadan.
Yazı yazmak, bir hafta düşünülmüş.
Yazı yazmak, sonraki kelimeyi bilmeden.
Yazı yazmak, hayaller aleminden.

15 Nisan 2013 Pazartesi

Zaman benden değerli mi?

Bir öğle sonrası:
-Yemeğini yedin mi, Ahmet?
-Evet yedim.
-Ooo! Çok hızlısın.
-Eee zaman değerli.
-Zaman değerli olmasın. Zaman senden değerli mi?
-Zaman değerli.

Evet zaman değerli. Ben de değerliyim. Çünkü hayatta geri getiremediğimiz iki şey vardır. Bunlardan birincisi zaman, ikincisi de candır. Yani en az zaman benim kadar değerlidir.

Bu yüzden zamanımı her saniyesine kadar değerli kullanmaya çalışıyorum. Bunun da tek bir yolu var. O da doğru planlama. Planlama dedi isek öyle harıl harıl çalışmak değil. Her şeye zaman ayırmak. Gezmeye, eğlenmeye, çalışmaya ve öğrenmeye.

Yaşam benim en büyük armağanım. Ölene kadar arkamda insanlığa ne bırakabildiysem ben oyum. O yüzden acelem var her işe. O yüzden çok dakik ve planlı olmaya çalışıyorum. Çünkü yerine koyamayacağım tek şey zaman ve hayatım.

Nazım Hikmet'in şu mısraları ile bu yazıya son veriyorum.

Yaşamaya dair.

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
                           bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
                           yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
                           beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
                                       insanlar için ölebileceksin,
                           hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
                           hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
                           hem de en güzel en gerçek şeyin
                                       yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
                           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
                           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
                                                      yaşamak yanı ağır bastığından.

19 Şubat 2013 Salı

Radikal Feminizme Hayır

Benimde katıldığım Ankara Orta Doğu Teknik Üniversitesinde düzenlenen 1. Teoloji Sempozyumunda yaşanan feminist protestolar amacını aşmış ve radikal faşist sahne gasbına ulaşmıştır.

Sağ duyulu bir şekilde protestoculara gerekli uyarılar yapılmıştır. Fakat bu protestocular konuya fanatik bir şekilde yaklaştığı için istenmeyen boyutlara ulaşmıştır.

Bir diğer hususta haber sitelerinin manuplasyonlarını gözlerimle görmüş bulunmaktayım. Artık hiçbir haber sitesine güvenmem.

Sempozyumda bulunan ve oradaki durumu çok güzel özetleyen GreenerNautilus arkadaşımın paylaştığı video burada sizinle paylaşıyorum.

EDİT: Paylaşamıyorum video silinmiş.

6 Şubat 2013 Çarşamba

Sen yaşadın mı AMED Diyarında?

Dünyalı! Sen hiç Kürt oldun mu?
Geçti mi çocukluğun mermilerin ışığında?
Yayıldı mı köyüne kan kokuları?
Şehrinde hiç tutsak oldun mu?
Amcanı saray kapı toprağında
Faili meçhul yıllarca bekledin mi?
Yoksa komşunu Dicle nehrinde cesedini
İkiye bölmüş vaziyete matematiğe parçaladılar mı?
Bir çocuk psikolojisiyle olağan üstü haller gördün mü?
Söylerim ben sana ey medya, ey milletvekillerim
LİCE’ giremeyen siyasiler bir yüzbaşıdan hakaret
Ve dayak yediniz mi? Afiyet olsun… Günümüze
Korucu olun yoksa, köyünüzü yakarız, ölüm tehditlerini
Gerçek merminin sıcaklığını, barut kokusunu yedin mi?
Gecenin bir yarısında köy meydanında
Erkekler bir tarafa, çocuklar bir tarafa, bayanlar bir tarafa
Mezara kadar bende saklı tüm anılarım şimdiki aklımda
Sen güneşe 5 saat hiç gözünü kırpmadan bakmayı emrettiler mi?
Babanı dövdüler mi köy meydanında,
Annenin havar çığlıkları altında?
İsmini soranlara “ez tirki nizanım” dedin mi hiç?

2 Ocak 2013 Çarşamba

Nevala Kasaba

kekik reyhan ve kacak tütün kokusu taşırdı rüzgar.
alçak damlı evlerin yüksek küçük pencerelerinde
soluk ışıklar yayılırdı geceye
köpek havlamaları korkulara karışır,
kaygılar baslardı.
sonra dağlarda kurşun sesleri gelirdi
belirli belirsiz, namlunun ucunda çırpınırdı yürekler.
ağıtlar yankılanırdı dağlara doğru.
kapılar kırılır,
talan edilirdi sevdalar, umutlar
ve insan olan ne varsa. kan akardı derelerimizden
zilan,munzur, nevala kasaba
ve ülkenin bütün derelerinde.
o iklimde kalırdı acılar.
duymazdı bir allahın kulu çığlığımızı
ve karabasan gecelerin sabahında
direnmek kalırdı kürde, çünkü yasamanın bir diğer adı direnmektir.

Ape Musa (Musa Anter)

Sevgi satın alınabilir mi?

https://pinarhanpolat.com/genel/sevgi-satin-alinir-mi Satın alınan şeyler kulağa ucuz ve bayağı geliyor. Sevgi satın alınırsa satın alınmı...