Ana içeriğe atla

Şalvarla Plazaya Gitmek

Başta büyük cesaret ve kuvvetli bir benlik gerektiriyor.

Sistemin ve tüm toplum yargılarını sorguladığım şu günlerde kendime neden pantolonla işe gitmek zorundayım diye sordum. Aslında sormaz olaydım... :D

Evde şalvar olduğunu bildiğimden o gün kendime "şimdi değilse ne zaman" düsturuyla çıkardım akşamdan şalvarı. (İyi ki etek falan dememişim!) Kendime ve deliliğime güvendiğimden sabah giydim çıktım dışarı yüksek bir öz güvenle. Zaman ilerledikçe insanların garip bakışları, göz göze gelmemek içinde göz kaçırışları ve arada bir "ne yapıyorum ben" sorularıyla işe geldim. İştekilerin de durumu bana soramamaları karşısında bazılarının şaşkın bakışları bazılarınında göz göze gelmek istememeleri altında yapamadım.

Durum acayip bir stres oluşturdu. Soğuk terler boşaldı sırtımdan. Bana ağır geldi. Aslında kendimi aşabilirdim ama sağlığımı daha da bozmamak adına geri adım atmaya karar verdim. Hem durumu düşünmekten hemde stresi savmaya çalışmaktan sindirim sistemi iflas etti ve karın ağrısından işten kaçmak zorunda kaldım.

Eve koşup üstümü değiştirdim. :) Daha sağlam bir irade lazım. Bunu anladım. Plazaya şalvarla gitmek zor iş ama güzel deneyim. İmkansız değil.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kontrolsüz vitamin kullanımı ve zararları

Havaların soğuması ile birlikte grip ve buna benzer soğuk algınlığı hastalıkları baş gösterir. Fakat hastalanmamak için işyerinde ki arkadaşların kontrolsuz bir şekilde vitamin aldıklarını gördüm.

Genelde ilaçlara mesafeli yaklaşırım. Hastaneye gittiğimde dahi en asgari ilaçla bir ilaç tedavisi yada, mümkünse rahatsızlığı ilaç kullanmadan doğal yollarla atlatmak isterim.

İş ortamında ağrı kesicilerin, vitaminlerin havada uçuştuklarını görünce bu işte bir terslik olduğunu düşündüm. Arkadaşların savunmaları vitaminlerin ilaç olmadığı, hatta marketlerde bile satıldığı şeklindeydi. Vitaminlerin markette satılıp satılmadığını bilmiyorum ama vitaminlerin de bayağı bir ilaç olduklarını düşünmekteyim.

İnternet üzerinde yaptığım küçük çaplı araştırma da (1) bu tezimi doğrular nitelikteydi. Doktorlar vitaminlerde dahil olmak üzere ilaçların doktor gözetimi üzerine kullanılması konusunda hem fikirler.

Ayrıca vitamin kullanımı hakkında pek iç açıcı şeyler söylememektedirler.  Aşırı ve bilinçsiz tüket…

Mecburiyet ve Mümküniyet

521* podcast dinlerden Kadir Köymen'in vurguladığı konuydu. Benim de aradığım konuydu. Şuan yazılım konusunda mesafe kat etmeye çalışıyorum. Elimde bir iş var ve bunu bitirmem, çalışmam lazım. Motivasyon kelimesini kullanmak istemiyorum. Ama işi yapmaya soğukluk, işe karşı yorgunluk hissetmeye ve gereken konsantrasyonu sağlayamama sorunu oluştu.

Yapmam gereken işin mümkün olduğunu biliyorum. Yapabiliyorum. Öğreniyorum sorunları çözüyorum. Fakat bu işi bitirmeye mecbur olmam konusunu tam olarak düşünmemiştim. Bir işi yapmanın tek kuralı var o işi yapmaya mecbur olmak mecbur olmadığım hiç bir işi enerji korunumu yasası gereği olsa gerek yapamıyorum. Belki de yapmıyoruz.

Ne zaman ki birisi bunu yapmaya mecbur olduğumuzu hatırlatıyor. Bu müşteri olur patron olur her kiç ise bir kamçı gibi kamçılıyor beni ve yapmamak için oluşan yorgunluklar ortadan kalkıyor.

Bu konu üzerine daha çok konuşup yazacağım. Bunu yapmam mümkün ve ben buna mecburum.

https://radyo521.com/bolum-58/

Aysız Gece

Akşam bulutlu bir hava vardı. Başımı göğe kaldırdığımda dolunaya yaklaşmakta olan ayın bulut ardındaki silüeti geceyi aydınlatmaya yetiyordu. Tarlaya doğru yürümeye başladım. Ortam iyice kararmaya başlıyordu. Gece meyve ağaçlarının arasından geçerken anın farklılığını ürperticiliğini düşünüyordum. Şehirde bunları yaşama gece de olsa bu kadar karanlık bir alanda yürüme ihtimalim pek azdı.
Yaşadığım deneyimi arttırma isteği ve ürperticiliğin beni alıkoyan korkutuculuğu ikilemi arasında biraz daha devam ettim.
Sık sık kafamı yukarı kaldırıp aya ve bulutların arasından bana görünen yıldızlara bakıyordum. Gündüz yağmur getiren bulutların gittiği ve rüzgarsız sessizlikte o bulutların yavaş hareketlerine bakıp bakıp yürüyordum.