Ana içeriğe atla

Sevan Nişanyan 18 Mart Cezaevinden Gönderdiği Mektubu

18 Mart 2014'de yapılan "Sevan Nişanyan Olayı Nedir?" isimli toplantıda Sevan Nişanyan'ın Şakran Cezaevinden gönderdiği mektubu oğlu Arsen Nişanyan tarafından okundu.



Mektubun içeriği:

"Herkes yapıyor, bana neden ceza?" ucuzluğuna asla düşmedim.

"Ülkede kaçak inşaat yapan bir tek Sevan mı?" diye manşet atanları içim kıyılarak okudum.



Ben herkesin yaptığını yapmadım ki. Onların YAPAMADIĞINI yaptım.

Affedilmek ya da mazur görülmek değil talebim.

Yaptıklarımın görmezden gelinmesini istemiyorum.

Ödülü hak ettiğimi sanıyorum.

Teşekkürü hak ettiğimi düşünüyorum.

Beni cezalandırdıklarını zannedenlerin boynu bükük karşıma gelip benden af dilemesini bekliyorum.



Devletin ve halkın çöpe atmış olduğu bir köyde bir yaşam vizyonu oluşturmaya çalıştım.

Hoyratça tahrip edilmiş bir mimari geleneğini yeni çağın koşullarında canlandırmayı denedim.

Çirkinliğin ve ucuzluğun yaşam tarzı haline getirildiği bir topluma "güzel"in başlı başına bir amaç olduğunu hatırlatmaya çalıştım.

Bunu para için yapmadım.

Menfaat için yapmadım.

Güzel olduğu için yaptım.

Örnek olsun diye yaptım.



On binlerce insan geldi.

Hayatlarına bir ışık kattığımız için, ruhlarına bir pencere açtığımız için teşekkür ettiler, yanaklarımızdan öptüler.



Devlet adı ardına sığınanlar ise bizden nefret etti.

Çünkü bunlar, ışıktan korkar.

Hakiki olan her şeyin kendi varlıklarına tehdit olduğunu bilir.

Çıkar hesabı üzerine kurulu iktidarlarının, aklın ve güzelliğin ve cömertliğin olduğu yerde, sabun köpüğü gibi söneceğinden korkar.



Korkutup boyun eğdirebileceklerini zannettiler. Yapamadılar.

Cumhuriyet dönemi boyunca kusursuzlaştırdıkları yöntemleri kullanarak, daha önce yüz binlercemizi kaçırdıkları gibi, yurtdışına kaçırabileceklerini zannettiler. Yapamadılar.

Hapsedip boyun eğdirebileceklerini zannediyorlar. Yapamayacaklar.



Çünkü bunlar, korkaktır. Ben değilim.

Bunlar cahildir, bilmenin ve öğrenmenin ilk şartı olan ruh enginliğine yabancıdır. Ben değilim.

Bunlar, haksız olduğunu bilmenin manevi sakatlığı ile malûldür. Ben değilim.



Gelecek sefer şahsen beraber olma umuduyla, bu toplantının yapılmasına emeği geçen, katılan, katılamayıp sevgilerini gönderen herkese Şakran Kapalı Cezaevi'ndeki köşemden selam gönderiyorum.

Sevan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kontrolsüz vitamin kullanımı ve zararları

Havaların soğuması ile birlikte grip ve buna benzer soğuk algınlığı hastalıkları baş gösterir. Fakat hastalanmamak için işyerinde ki arkadaşların kontrolsuz bir şekilde vitamin aldıklarını gördüm.

Genelde ilaçlara mesafeli yaklaşırım. Hastaneye gittiğimde dahi en asgari ilaçla bir ilaç tedavisi yada, mümkünse rahatsızlığı ilaç kullanmadan doğal yollarla atlatmak isterim.

İş ortamında ağrı kesicilerin, vitaminlerin havada uçuştuklarını görünce bu işte bir terslik olduğunu düşündüm. Arkadaşların savunmaları vitaminlerin ilaç olmadığı, hatta marketlerde bile satıldığı şeklindeydi. Vitaminlerin markette satılıp satılmadığını bilmiyorum ama vitaminlerin de bayağı bir ilaç olduklarını düşünmekteyim.

İnternet üzerinde yaptığım küçük çaplı araştırma da (1) bu tezimi doğrular nitelikteydi. Doktorlar vitaminlerde dahil olmak üzere ilaçların doktor gözetimi üzerine kullanılması konusunda hem fikirler.

Ayrıca vitamin kullanımı hakkında pek iç açıcı şeyler söylememektedirler.  Aşırı ve bilinçsiz tüket…

Mecburiyet ve Mümküniyet

521* podcast dinlerden Kadir Köymen'in vurguladığı konuydu. Benim de aradığım konuydu. Şuan yazılım konusunda mesafe kat etmeye çalışıyorum. Elimde bir iş var ve bunu bitirmem, çalışmam lazım. Motivasyon kelimesini kullanmak istemiyorum. Ama işi yapmaya soğukluk, işe karşı yorgunluk hissetmeye ve gereken konsantrasyonu sağlayamama sorunu oluştu.

Yapmam gereken işin mümkün olduğunu biliyorum. Yapabiliyorum. Öğreniyorum sorunları çözüyorum. Fakat bu işi bitirmeye mecbur olmam konusunu tam olarak düşünmemiştim. Bir işi yapmanın tek kuralı var o işi yapmaya mecbur olmak mecbur olmadığım hiç bir işi enerji korunumu yasası gereği olsa gerek yapamıyorum. Belki de yapmıyoruz.

Ne zaman ki birisi bunu yapmaya mecbur olduğumuzu hatırlatıyor. Bu müşteri olur patron olur her kiç ise bir kamçı gibi kamçılıyor beni ve yapmamak için oluşan yorgunluklar ortadan kalkıyor.

Bu konu üzerine daha çok konuşup yazacağım. Bunu yapmam mümkün ve ben buna mecburum.

https://radyo521.com/bolum-58/

İki bin on dört

Yılın ilk günleri.
Sırtında ki yükü farkettirir.
Her sene artan ömür yükü.
Mezara taşıdığımız.
Ağırlaşan bedenimiz.