Ana içeriğe atla

Zaman benden değerli mi?

Bir öğle sonrası:
-Yemeğini yedin mi, Ahmet?
-Evet yedim.
-Ooo! Çok hızlısın.
-Eee zaman değerli.
-Zaman değerli olmasın. Zaman senden değerli mi?
-Zaman değerli.

Evet zaman değerli. Ben de değerliyim. Çünkü hayatta geri getiremediğimiz iki şey vardır. Bunlardan birincisi zaman, ikincisi de candır. Yani en az zaman benim kadar değerlidir.

Bu yüzden zamanımı her saniyesine kadar değerli kullanmaya çalışıyorum. Bunun da tek bir yolu var. O da doğru planlama. Planlama dedi isek öyle harıl harıl çalışmak değil. Her şeye zaman ayırmak. Gezmeye, eğlenmeye, çalışmaya ve öğrenmeye.

Yaşam benim en büyük armağanım. Ölene kadar arkamda insanlığa ne bırakabildiysem ben oyum. O yüzden acelem var her işe. O yüzden çok dakik ve planlı olmaya çalışıyorum. Çünkü yerine koyamayacağım tek şey zaman ve hayatım.

Nazım Hikmet'in şu mısraları ile bu yazıya son veriyorum.

Yaşamaya dair.

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
                           bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
                           yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
                           beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
                                       insanlar için ölebileceksin,
                           hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
                           hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
                           hem de en güzel en gerçek şeyin
                                       yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
                           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
                           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
                                                      yaşamak yanı ağır bastığından.

Yorumlar

  1. Sana Katılıyorum zaman çok değerlidir yaşamak için,
    Ben de her zaman düşünürüm.
    Biz neyiz ? ne için bu dünyadayız, ne yapıyoruz?
    Kendimce bir teorim var.
    Bence şuan ki andan bir sonra ki ana yolculuk eden bir zaman yolcusuz biz.
    Geri dönüşü olmayan sürekli akıp giden zamana; isteksiz, dirençsiz sadece ileriye doğru gidebilen zaman yolcularıyız.
    Sonunda ne olacak bilmiyorum. Çocukluk döneminde 10 kazadan, ölümden dönmüş tesadüfen demeyeceğim, takdiri ilahi, mevlam korumuş ta bu zamana kadar gelebilmiş bir yolcuyum, bir zerreyim evren denizinde.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kontrolsüz vitamin kullanımı ve zararları

Havaların soğuması ile birlikte grip ve buna benzer soğuk algınlığı hastalıkları baş gösterir. Fakat hastalanmamak için işyerinde ki arkadaşların kontrolsuz bir şekilde vitamin aldıklarını gördüm.

Genelde ilaçlara mesafeli yaklaşırım. Hastaneye gittiğimde dahi en asgari ilaçla bir ilaç tedavisi yada, mümkünse rahatsızlığı ilaç kullanmadan doğal yollarla atlatmak isterim.

İş ortamında ağrı kesicilerin, vitaminlerin havada uçuştuklarını görünce bu işte bir terslik olduğunu düşündüm. Arkadaşların savunmaları vitaminlerin ilaç olmadığı, hatta marketlerde bile satıldığı şeklindeydi. Vitaminlerin markette satılıp satılmadığını bilmiyorum ama vitaminlerin de bayağı bir ilaç olduklarını düşünmekteyim.

İnternet üzerinde yaptığım küçük çaplı araştırma da (1) bu tezimi doğrular nitelikteydi. Doktorlar vitaminlerde dahil olmak üzere ilaçların doktor gözetimi üzerine kullanılması konusunda hem fikirler.

Ayrıca vitamin kullanımı hakkında pek iç açıcı şeyler söylememektedirler.  Aşırı ve bilinçsiz tüket…

Mecburiyet ve Mümküniyet

521* podcast dinlerden Kadir Köymen'in vurguladığı konuydu. Benim de aradığım konuydu. Şuan yazılım konusunda mesafe kat etmeye çalışıyorum. Elimde bir iş var ve bunu bitirmem, çalışmam lazım. Motivasyon kelimesini kullanmak istemiyorum. Ama işi yapmaya soğukluk, işe karşı yorgunluk hissetmeye ve gereken konsantrasyonu sağlayamama sorunu oluştu.

Yapmam gereken işin mümkün olduğunu biliyorum. Yapabiliyorum. Öğreniyorum sorunları çözüyorum. Fakat bu işi bitirmeye mecbur olmam konusunu tam olarak düşünmemiştim. Bir işi yapmanın tek kuralı var o işi yapmaya mecbur olmak mecbur olmadığım hiç bir işi enerji korunumu yasası gereği olsa gerek yapamıyorum. Belki de yapmıyoruz.

Ne zaman ki birisi bunu yapmaya mecbur olduğumuzu hatırlatıyor. Bu müşteri olur patron olur her kiç ise bir kamçı gibi kamçılıyor beni ve yapmamak için oluşan yorgunluklar ortadan kalkıyor.

Bu konu üzerine daha çok konuşup yazacağım. Bunu yapmam mümkün ve ben buna mecburum.

https://radyo521.com/bolum-58/

İki bin on dört

Yılın ilk günleri.
Sırtında ki yükü farkettirir.
Her sene artan ömür yükü.
Mezara taşıdığımız.
Ağırlaşan bedenimiz.