Ana içeriğe atla

Sen yaşadın mı AMED Diyarında?

Dünyalı! Sen hiç Kürt oldun mu?
Geçti mi çocukluğun mermilerin ışığında?
Yayıldı mı köyüne kan kokuları?
Şehrinde hiç tutsak oldun mu?
Amcanı saray kapı toprağında
Faili meçhul yıllarca bekledin mi?
Yoksa komşunu Dicle nehrinde cesedini
İkiye bölmüş vaziyete matematiğe parçaladılar mı?
Bir çocuk psikolojisiyle olağan üstü haller gördün mü?
Söylerim ben sana ey medya, ey milletvekillerim
LİCE’ giremeyen siyasiler bir yüzbaşıdan hakaret
Ve dayak yediniz mi? Afiyet olsun… Günümüze
Korucu olun yoksa, köyünüzü yakarız, ölüm tehditlerini
Gerçek merminin sıcaklığını, barut kokusunu yedin mi?
Gecenin bir yarısında köy meydanında
Erkekler bir tarafa, çocuklar bir tarafa, bayanlar bir tarafa
Mezara kadar bende saklı tüm anılarım şimdiki aklımda
Sen güneşe 5 saat hiç gözünü kırpmadan bakmayı emrettiler mi?
Babanı dövdüler mi köy meydanında,
Annenin havar çığlıkları altında?
İsmini soranlara “ez tirki nizanım” dedin mi hiç?



Bir gece yarısı evin basıldı mı senin?
Annen müzik kasetlerini toprağa gömdü mü ?
Abinin hiç gidip bir daha gelmediği oldu mu ?
Bir sabah ezanında köy meydanına toplatıldın mi?
“Size akşama kadar müsade siktırin gidin” diyen oldu mu?
Yakıldı mı köyün, en sevdiğin kuzun da kaldı mı yangınlarda?
Sende terkettin mi toprağını taşını suyunu kuzularını?
Seninde baban “negri gıro mı negri émé vegerın rojké” dedi mi?
Kan döktü mü gözlerin sonra şehirlerde kıro diyen oldu mu?
Annenle sokak sokak ev ararken kürde vermiyoruz kiraya diyen oldu mu?

Sende yaşadın mı yoksulluğu iliklerine kadar?
Cam sildin mi sakız sattın mı ayakkabı boyadın mı?
Sahi be! Sen de aşık oldun mu çocukken bir Türk kızına?
Konuşmak istediğinde dilinle alay edildi mi ?
Okulda andımızı okurken senide sardı mı çılgın duygular?
Ama ben Kürdüm diye bağırmak istedin mi?
Seni çeviren polisler alın bunu kasları yapışık:
Kürt olduğu her halinden belli dediler mi?
Dövüldün mü ölürcesine karakollarda?
Ah ah soracak çok şey varda son olsun
Sahi be! Sen hiç terör oldun mu?

Potansiyel suçlu oldun mu? AMED Diyarında
İstanbul metropolünde, Ankara parkında
Afyon kaymağında, Konya’nın Ovasında
Yozgat’ın serhildanından…
İşte biz, bir olduk, yüz olduk, bin olduk, yirmi milyon
Olduk… Zalim dünya meydanında ben de varım,
Ginnes Rekorlar kitabına girecek kadar Mezopotamya’da,
Gündüz Güneşin, gecede ay, Işığında Halay çekiyoruz..
Dört parçamız damat, oldu…. ortadoğuya güneşin çocukları…
Gençleri, gençleri yine de gençleri her yerde…bekliyor.. yarınlara

Kaynak : http://19.org/tr/4327/amed/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kontrolsüz vitamin kullanımı ve zararları

Havaların soğuması ile birlikte grip ve buna benzer soğuk algınlığı hastalıkları baş gösterir. Fakat hastalanmamak için işyerinde ki arkadaşların kontrolsuz bir şekilde vitamin aldıklarını gördüm.

Genelde ilaçlara mesafeli yaklaşırım. Hastaneye gittiğimde dahi en asgari ilaçla bir ilaç tedavisi yada, mümkünse rahatsızlığı ilaç kullanmadan doğal yollarla atlatmak isterim.

İş ortamında ağrı kesicilerin, vitaminlerin havada uçuştuklarını görünce bu işte bir terslik olduğunu düşündüm. Arkadaşların savunmaları vitaminlerin ilaç olmadığı, hatta marketlerde bile satıldığı şeklindeydi. Vitaminlerin markette satılıp satılmadığını bilmiyorum ama vitaminlerin de bayağı bir ilaç olduklarını düşünmekteyim.

İnternet üzerinde yaptığım küçük çaplı araştırma da (1) bu tezimi doğrular nitelikteydi. Doktorlar vitaminlerde dahil olmak üzere ilaçların doktor gözetimi üzerine kullanılması konusunda hem fikirler.

Ayrıca vitamin kullanımı hakkında pek iç açıcı şeyler söylememektedirler.  Aşırı ve bilinçsiz tüket…

Mecburiyet ve Mümküniyet

521* podcast dinlerden Kadir Köymen'in vurguladığı konuydu. Benim de aradığım konuydu. Şuan yazılım konusunda mesafe kat etmeye çalışıyorum. Elimde bir iş var ve bunu bitirmem, çalışmam lazım. Motivasyon kelimesini kullanmak istemiyorum. Ama işi yapmaya soğukluk, işe karşı yorgunluk hissetmeye ve gereken konsantrasyonu sağlayamama sorunu oluştu.

Yapmam gereken işin mümkün olduğunu biliyorum. Yapabiliyorum. Öğreniyorum sorunları çözüyorum. Fakat bu işi bitirmeye mecbur olmam konusunu tam olarak düşünmemiştim. Bir işi yapmanın tek kuralı var o işi yapmaya mecbur olmak mecbur olmadığım hiç bir işi enerji korunumu yasası gereği olsa gerek yapamıyorum. Belki de yapmıyoruz.

Ne zaman ki birisi bunu yapmaya mecbur olduğumuzu hatırlatıyor. Bu müşteri olur patron olur her kiç ise bir kamçı gibi kamçılıyor beni ve yapmamak için oluşan yorgunluklar ortadan kalkıyor.

Bu konu üzerine daha çok konuşup yazacağım. Bunu yapmam mümkün ve ben buna mecburum.

https://radyo521.com/bolum-58/

İki bin on dört

Yılın ilk günleri.
Sırtında ki yükü farkettirir.
Her sene artan ömür yükü.
Mezara taşıdığımız.
Ağırlaşan bedenimiz.