Ana içeriğe atla

Slogan değişimi

Bugün bir arkadaşımdan hafif haksız bir eleştiri aldım. Bu arkadaşım der ki;

"Sitende 'ahmet'in aklındakiler ...' demişsin, ama adam akıllı ürettiğin bir bilgi yok. Sürekli başka siteye referans veriyorsun."

Mealindeki bir eleştiri, o an üzerine çok düşünemedim. Sonradan eleştirinin şu yönde bir hatası olduğunu fark ettim. Aklımdakiler her zaman yeni bilgi değil, muhatab olduğum, zihnimde yer tutan, beni düşündüren ve hak verdiğim düşünceler, bilgiler. Dolayısıyle bir blog tutmamda ana amaç, bu bilgileri paylaşmaktır.

Bu açıdan yanlış anlaşılmamak ve değişime açık olabilme adına sloganımı, "ahmet'in zihnini meşgul edenler ... " şeklinde değiştiriyorum.

Eğer bununda amacına ulaşmadığını yanlış anlaşıldığını anlarsam tekrar değiştireceğim. Çünkü;

"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir." Heraklitos

Yorumlar

  1. Site sloganına yaptığım eleştiri çerçevesinde değiştirmişsin... Ama ben yine meşgul edenler ifadesine takıldım. Meşgul edilmek yada meşgul olmak uğraştırılmak yada uğraşmak olarak kullanılan bir kelime. Verdiği imaj genelde olumsuz. Bir dış müdahale sayesinde meşgul edilmek olarak algılanıyor. Ahmedin üzerinde çalıştığı konular, yada üzerinde düşündüklerim desen bence daha doğru olur. Vaktini almak anlamına gelen meşguliyet sanki bu konular tarafından olumsuz manada zapt ediliyormuşsun imajı oluşturuyor. Oysa ki bilerek ve isteyerek araştırarak merak ederek uğraşı gösterdiğin bir konu hakkında kavramaya çalıştığım yada anlamaya çalıştığım konular ifadesi daha uygun olabilir. Oyalanma anlamıda çıkıyor yani bu konular beni oyalıyor imajı gibi. Bir işle meşgul olmakla kafanın bir işle meşgul olması aynı şey değildir. Zihin içinden çıkamadığı işlerde zorlanarak zoraki bir meşguliyet içine girer. Bir de zihnin sürekli yaptığı ritüel günlük anlaşılır iş ve konular vardır bunlarla olan meşguliyet isteyerek ve kolayca gerçekleşebilir. Bunlara çalışmalarım demek daha doğru olabilir. Ama meşgul eden şey çalışmaların arasına karışırsa dikkat dağılması konsatrasyon ve motivasyon bozukluklarına sebep olacağı için olumsuz manada ifade edilirler. "Şu konu kafamı çok meşgul ediyor" diyen biri o konuyu zoraki olarak anlamak zorunda kaldığı için sıkıntılı bir düşünme sürecine girmiş olabilir. "Şu an çok meşgulüm" diyen biri ise iş yoğunluğu sebebiyle çok yoğunum ilgilendiğim konular halledilebilir olsada zaman alacak işlerdir anlamı yanında düşünülen işlerin basit olma basit kavranma basitçe halledilebilme ihtimali olan konular olma ihtimalide vardır. Bu sebeple kavramaya çalıştığımız konuların zor olduğunu belirtmek onların sadece düşünenler tarafından algılanabilirliğini iddia eder. Örneğin doğru din algısı içeren bir konuyu yanlış din algısı olarak algılayanları bulunması onların düşünce mekanizması olan mantık yada bilgi eksikliklerinden kaynaklandığı söylenebilir.Ama eğer bilgi eksikliği ise sadece bu o konunun herkes tarafından algılanma ihtimali olan bir konu olduğunu gösterir. Eğer mantık yanlışlıkları sebebi ile aynı konu iki kişi tarafından farklı algılanıyorsa burada zihinsel düşünsel bir efordan ziyade bulunduğu bakış noktasının değiştirilmesi gerekmektedir. Yani zor bir akletme düşünme kıyas etme tahlil etme eylem zinciri sonrasında anlaşılabilecek yorucu bir konu olduğunu iddia ediyorsak konuyu kutsallaştırmış olabiliriz. Oysa konu çok basit olabilir sadece kişinin durduğu açıyı değiştirmesi yeterli olabilir...

    YanıtlaSil
  2. Zihin kontrol altında çalışabilen bir şey değildir. Gün içerisinde iş ile uğraşırken bile dalıp dalıp uzaklara gittiği olur.

    Çoğu kişinin zihininde sorular doludur. Zihnin konulardan uzaklaşması genelde sorulara aranan cevapların yüzündendir. Bu durum gün içerisinde bir meşguliyettir.

    Benim zihnimde sorular sebebiyle gün içerisinde meşgul oluyor. Niyetim de bu meşguliyetlerden yaptığım çıkarımlara buraya aktarmak ve paylaşmak.

    Sevgiler

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kontrolsüz vitamin kullanımı ve zararları

Havaların soğuması ile birlikte grip ve buna benzer soğuk algınlığı hastalıkları baş gösterir. Fakat hastalanmamak için işyerinde ki arkadaşların kontrolsuz bir şekilde vitamin aldıklarını gördüm.

Genelde ilaçlara mesafeli yaklaşırım. Hastaneye gittiğimde dahi en asgari ilaçla bir ilaç tedavisi yada, mümkünse rahatsızlığı ilaç kullanmadan doğal yollarla atlatmak isterim.

İş ortamında ağrı kesicilerin, vitaminlerin havada uçuştuklarını görünce bu işte bir terslik olduğunu düşündüm. Arkadaşların savunmaları vitaminlerin ilaç olmadığı, hatta marketlerde bile satıldığı şeklindeydi. Vitaminlerin markette satılıp satılmadığını bilmiyorum ama vitaminlerin de bayağı bir ilaç olduklarını düşünmekteyim.

İnternet üzerinde yaptığım küçük çaplı araştırma da (1) bu tezimi doğrular nitelikteydi. Doktorlar vitaminlerde dahil olmak üzere ilaçların doktor gözetimi üzerine kullanılması konusunda hem fikirler.

Ayrıca vitamin kullanımı hakkında pek iç açıcı şeyler söylememektedirler.  Aşırı ve bilinçsiz tüket…

Mecburiyet ve Mümküniyet

521* podcast dinlerden Kadir Köymen'in vurguladığı konuydu. Benim de aradığım konuydu. Şuan yazılım konusunda mesafe kat etmeye çalışıyorum. Elimde bir iş var ve bunu bitirmem, çalışmam lazım. Motivasyon kelimesini kullanmak istemiyorum. Ama işi yapmaya soğukluk, işe karşı yorgunluk hissetmeye ve gereken konsantrasyonu sağlayamama sorunu oluştu.

Yapmam gereken işin mümkün olduğunu biliyorum. Yapabiliyorum. Öğreniyorum sorunları çözüyorum. Fakat bu işi bitirmeye mecbur olmam konusunu tam olarak düşünmemiştim. Bir işi yapmanın tek kuralı var o işi yapmaya mecbur olmak mecbur olmadığım hiç bir işi enerji korunumu yasası gereği olsa gerek yapamıyorum. Belki de yapmıyoruz.

Ne zaman ki birisi bunu yapmaya mecbur olduğumuzu hatırlatıyor. Bu müşteri olur patron olur her kiç ise bir kamçı gibi kamçılıyor beni ve yapmamak için oluşan yorgunluklar ortadan kalkıyor.

Bu konu üzerine daha çok konuşup yazacağım. Bunu yapmam mümkün ve ben buna mecburum.

https://radyo521.com/bolum-58/

İki bin on dört

Yılın ilk günleri.
Sırtında ki yükü farkettirir.
Her sene artan ömür yükü.
Mezara taşıdığımız.
Ağırlaşan bedenimiz.